a) Medeniyetleri ve dünya barışını oluşturmada, sosyal ve beşeri bilimlerin, temel bilimler ve fen bilimlerinin farklı rolleri ve önemlerinden hareketle, konuyla ilgili disiplinlerarası çalışmaları özendirmek,

b) Medeniyet ve uluslararası barış çalışmaları ile ilgili bilimsel araştırmalar ve karşılaştırmalı incelemeler yapmak, araştırma sonuçlarını yayımlamak,

c) Uluslararası arenada, dünya barışına katkı sağlamak için çatışma alanları ve konuları üzerinde incelemeler yapmak, barış önerileri ve çözümleri üretmek; uluslararası barış hareketlerine ve ülkelerin birbirlerini anlamalarına katkıda bulunacak çalışmalar yapmak,

ç) Yurtiçi ve yurtdışındaki üniversite, enstitü, merkez ve ilgili kurumlarla işbirliği yapmak; yapılacak protokoller kapsamında paydaş faaliyetler sürdürmek, araştırma faaliyetleri ve bilimsel değişim programlarının temelini oluşturmak, organize etmek ve işleyişini sağlamak,

d) Ulusal ve uluslararası seminer, konferans, kongre, çalıştay ve benzeri toplantılar yapmak, sertifika programları açmak,

e) Yurtiçi ve yurtdışındaki kamu veya özel kurum ve kuruluşlarına, medeniyet ve dünya barış çalışmalarıyla ilgili danışmanlık hizmeti sağlamak,

f) Dünya medeniyetleri ve barışı konularında uzman ve araştırmacıların yetiştirilmesini sağlamak,

g) Medeniyet ve uluslararası barış araştırmaları ile ilgili konularda ulusal ve uluslararası projeler yapmak ve bu alanda çalışma yapmak isteyen bilim insanlarının projelerini desteklemek, yurtiçi ve yurtdışı yayınları değerlendirerek başvuru kaynağı olabilecek bir kütüphane ile film, fotoğraf, slayt ve benzeri belgelere dayalı arşiv ve dokümantasyon birimi kurmak.

Karşılaştırmalı Medeniyet ve Barış Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (KAMMER), isminden de anlaşılacağı üzere, iki ayrı inceleme alanına odaklanmaktadır: Medeniyet ve Barış. Bu iki konu, birbirinden ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır.

Dünya tarihinde geçmişten günümüze, ‘beşeriyet’ ile ‘medeniyet’ arasındaki etkileşim dikkate alındığında beşeriyetin eriştiği medeni ve bilimsel seviyenin önemi daha da belirginleşir. Bu bakımdan beşeriyet tarih boyunca kültür, üretim, yerleşim ve yaşam biçimlerine ilişkin farklılıkları, toplumsal ya da toplumlararası ilişkileri ve mücadeleleri içerirken, medeniyet ise bu beşeri çoğulluğun ortak paydasını ve zenginliğini yansıtan bir eser, bir ailedir. Bundan dolayıdır ki, dünyada gerçek ‘huzur ve barış’ ancak medeniyetlerin birbirlerini tanıması, toplumların ve ulusların bu medeniyet ailesi içindeki tarihsel ve güncel konumlarını keşfetmeleri ve birbirleriyle doğal etkileşimleri suretiyle elde edilebilir. Burada vurgulanması gereken husus, Medeniyetlerin yükselmesi ve gelişiminin, “medeniyetler çatışması, medeniyetler diyalogu ya da medeniyetler ittifakı” tarzındaki dolaylı yaklaşımlardan ziyade, beşeriyet/insanlık tarihinin doğal akışı ve gelişimi içinde belirmesidir.

Diğer taraftan, Medeniyetin ve dünya barışının oluşumunda devletlerin ve ulusların katkıları kadar, sosyal ve beşeri bilimlerin, temel bilimler ve fen bilimlerinin farklı rolleri de dikkate alınmalıdır. Bu noktada Merkezimiz, Medeniyet ve Dünya Barışı çalışmaları ile ilgili bilimsel araştırmalar ve karşılaştırmalı incelemeler yapmak ve konuyla ilgili disiplinlerarası çalışmaları desteklemek suretiyle, çeşitli bilim dallarından bilim insanlarını, medeniyet değerlerini bilmek, zenginleştirmek ve kuşaktan kuşağa aktarmak konularında, bilimsel bilgi ve fikir üretmeye ve paylaşımda bulunmaya özendirecektir.

Medeniyet kurumlarının en önemlisi olan üniversiteler, hem ‘bilim-teknoloji’ hem de ‘ilim-irfan’ yuvası olarak, medeniyete ait değerleri barındırır ve geliştirirler. Bu açıdan, tarih, dil, coğrafya, uluslararası ilişkiler, hukuk, siyaset, tıp, arkeoloji, dilbilim, edebiyat, sanat tarihi, felsefe, eğitim, ekonomi, iletişim, psikoloji, sosyoloji, ilahiyat, antropoloji gibi birçok bilimsel uzuv, kendi uzmanlıklarının gerektirdiği araştırmaların yanısıra, insanlığa karşı da sorumluluk taşırlar.

Kalıcı barışa ancak bilimin ve medeniyetin aydınlatıcı değerleri üzerinden ulaşılabilir. Mustafa Kemal Atatürk’ün 10. Yıl Nutku’nda da belirttiği üzere, “bütün beşeriyette, hakikî huzurun temini yolunda” Türk ulusu da kendine düşen medeni vazifeyi yapmıştır ve yapacaktır. Bu anlamda “barış”, dünya genelinde açıklanmaya çalışıldığı gibi, yalnızca bir ‘savaş-sonu’ olgusu ya da bir ‘çatışma çözümü’ olarak değerlendirilmemelidir. Nitekim, dünyada bazı ‘barış araştırmaları’ kurumlarının ele aldığı gibi, “barış” yalnızca beşeriyetin farklı çıkarlarının ve mücadelelerinin sahneye konulduğu savaşların ardından gündeme gelen bir durum olarak sınırlandırıldığında, insanlığın özlemini çektiği huzur, barış ve medeniyet seviyesine ulaşmak pek de mümkün olmamaktadır. Bu açıdan Merkezimiz, dünyadaki ‘barış çalışmaları’ merkezleri, üniversite kurumları ve uluslararası örgütleriyle fikir alışverişinde ve paylaşımda bulunarak, bu konuların gelişimine bilimsel katkı sağlayacak disiplinlerarası çalışmalarda bulunmayı amaçlamaktadır.