KAMMER’in organizasyonuyla 2 Mayıs 2018’de, Prof.Dr.Esin Kahya tarafından “Eskimeyen ve Eksilmeyen Katkılarıyla BİLİM TARİHİNDE İZ BIRAKAN TÜRKLER: Harezmi, Biruni, İbni Sina, 9.yy-11.yy/ With Their Timeless and Ceaseless Contributions THE TURKS WHO MADE THEIR MARKS IN HISTORY OF SCIENCE:Harezmi, Biruni, İbni Sina, 9th-11th centuries)” başlıklı konferans, Tıp Fakültesi Dekanlık Binası Pembe Salon’da verilmiştir. Prof.Dr.Esin Kahya’nın konferansı, bu üç Türk bilim adamının çalışmalarına dair az bilinen hususlara ya da tartışmalı konulara da açıklık getirecek bir derinlikte sunulmuş büyük ilgi ve beğeniyle dinlenmiştir. Konferansın açış konuşmaları; KAMMER Yönetim Kurulu üyesi ve Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof.Dr.İbrahim Tekdemir tarafından günün önemine ilişkin olarak ve KAMMER Müdürü Prof.Dr.Neşe Özden tarafından Atatürk’ün “medeniyet ve dünya barışı” çizgisinde ilerlemeyi amaç edinen KAMMER’in vizyonuna ilişkin  olarak gerçekleştirilmiştir. Konferansın sonunda kapanış konuşmasını yapan Doç.Dr.Serdar Sarısır ise, Prof.Dr.Kahya’nın ulusal ve uluslararası bilimsel ününe işaret etmiştir.

Prof.Dr.Esin Kahya, konferasının başlangıcında, Türklerin bilime katkısının daha ziyade İslam dünyasındaki yoğun faaliyetleriyle bilindiğini, ancak bu katkıların çok daha erken dönemlerde görüldüğünü; nitekim bu kapsamda Orta Asya (Türkistan)’ya bakıldığında M.Ö. üçbinlere kadar uzanan bir bilimsel faaliyetle karşılaşmanın mümkün olduğunu belirtmiştir.

Prof.Dr.Kahya’nın önemle dikkat çektiği üzere; Türklerin bilime katkısından bir-iki örnek verilirse, astronomi alanında sabit yıldızlara dayalı olarak Türklerin oluşturduğu On İki Hayvanlı Türk Takvimi görülmektedir. Yine Eski Türklerin metallere karşı ilgileri bilinen bir gerçektir. Bugün bronz denilen Türklerin tunç dediği metalin, ilk defa Türkler tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Yine baskı tekniğinin bulunduğu, sert taşların yoğun bir şekilde kullanıldığı ve bitkisel tedavinin yaygın bir tarzda uygulandığı da belirtilebilir.

Daha sonraki tarihlerde, İslam Dünyası’nda özellikle Abbasiler döneminde çeşitli bilimsel sahalarda Türklerin katkılarına rastlamak mümkündür. Bu katkıları sağlayan değerli şahsiyetlere örnek olarak Harezmi, Biruni ve İbni Sina verilebilir. Prof.Dr.Esin Kahya’nın konferansından aktarımla bu üç bilim adamının katkılarını şu şekilde kısaca ifade etmek gerekirse;

Harezmi, 9.yüzyılda Hive-Harezm’den dönemin en önemli bilim ve kültür merkezlerinden olan Bağdat’a gelerek, Bağdat’taki araştırma ve eğitim kurumu Beytülhikme’de yabancı eserlerin tercümesini yaparken matematik, coğrafya ve astronomi alanlarında araştırma yapmak fırsatı elde etmiştir. Sincar’da bir derecelik meridyen yayını ölçmek suretiyle zamanın belirlenmesi konusundaki çalışmalarda etkili olmuştur. Özellikle, aritmetik ve cebirle ilgili kaleme almış olduğu iki eserinin, matematik tarihinin gelişimini büyük ölçüde etkilediği bilinmektedir. Matematikle ilgili çalışmaları arasında, Hint aritmetiğinden etkilenerek kaleme aldığı “Kitâb el-Hisâb el-Hindî” önemli yer tutar; böylece günümüzdeki gibi rakamlar Harezminin önerdiği rakamlardır. İkinci bir eseri, cebir ve denklemler üzerine olan “el-Kitâbü’l-Muhtasar fî Hisâbi’l-Cebr ve’l-Mukâbele” ise birinci ve ikinci dereceden denklemlerin çözümlerine işaret etmektedir. Özellikle ikinci dereceden denklem çözümlerinde geometrik çözüm önermektedir ki cebir (algebra) konusundaki çalışmalarda önemli yer tutar.

Hem bilim hem de kültür çalışmalarıyla ilgilenen döneminin nadir şahsiyetlerinden biri olan Biruni (Beyruni) ise, 11.yüzyılda, astronomi, trigonometrik hesaplamalar, matematik ve kimya konularında çalışmış çok yönlü bir bilim adamıdır. Hint kültürünü daha iyi inceleyebilmek için Sanskrit dilini öğrenen Biruni, bu kültürü tanıtmak üzere Hindistan’ın tarihine ilişkin bir eser de kaleme almış; Hindistan’ın bitki örtüsü ve hayvanlarının (flora ve faunasının) yanısıra, bölgedeki kültürler, şehirler, insan topluluklarının yaşam şartları, inançları, şiirleri ve hikayeleri hakkında bilgi vermiştir. Biruni’nin çalışmalarında astronomi ve coğrafya ayrı bir yer tutar; ilk defa Amerika’dan (Bering Boğazı üzerinden) söz eden bir kişidir. Orta Asya’dan başlayarak, Afganistan, İran ve Anadolu’daki fay hatları, topografya üzerinde de araştırmaları vardır. Biruni’nin iki önemli eserinden biri, kimya alanında yazdığı “Kitabü’l-Cevahir fi Marifeti’l-Cevahir”dir. Bu eseri, metal (yaklaşık 18 tane) ve taşlara ve bunların birim ağırlığına ilişkin incelemeleri içermektedir. Bu çalışmasıyla Biruni, altın, gümüş, bakır gibi bilinen metaller ve ayrıca hayvan ve bitki kökenli bazı taşların da (mercan ve sedef gibi) birim ağırlıklarını saptamıştır. Biruni’nin ikinci ünlü eseri, dünyada ilk yazılmış eczacılık kitabı olan “Kitabü’s-Saydana”dır; farmakoloji, botanik, dil, medikal kullanım konularıyla ilgili değerli bilgiler vermektedir.

Farklı bilim alanlarının araştırmacısı olan İbni Sina, bir bürokrat çocuğu olup daha dört yaşındayken iyi bir eğitim almaya başlamış ve onsekiz yaşında meşhur bir hekim olacak seviyeye yükselmiştir. Bir dahi, çalışkan ve özgüveni çok yüksek bir bilim adamı olan İbni Sina’nın hayatı çok zor geçmiştir. İyi bir hekim ve iyi bir filozof olan İbni Sina’nın, astronomi ve matematik çalışmalarını “Kitabü’ş-Şifâ” ve “Kitabü’n-Necât” adlı eserlerinde bulmak mümkündür. Diğer yandan, fizikle ilgili çalışmaları vardır ve o dönemde Aristo fiziğine karşı çıkmıştır. Gözlem ve deneyin yanısıra güçlü bir felsefik yaklaşımla da dikkatleri üzerine çeken İbni Sina’nın 150 kadar tıp risalesi mevcuttur. Bunların arasında özellikle tıp sahasının temel konuları ve ilaçlar hakkındaki “El-Kanun fî’t-Tıbb” adlı eseri beş kitap halinde düzenlenmiş olup bir doktorun bilmesi gerekenleri içermesinin yanısıra ilk yazılmış tıp etiği kitabıdır; hasta ve hastalık nedir kavramlarını irdelemektedir.